Boğaziçi’nde direniş 481’inci gününde

Boğaziçi Üniversitesi’nde 2 Ocak 2021’de Prof. Dr. Melih Bulu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından rektör olarak atanmasıyla başlayan protestolar, Bulu’nun görevden alınmasının ardından da devam ediyor. Direnişin 481’inci gününde Boğaziçili akademisyenler bir araya gelerek rektörlük binasına sırtlarını döndüler ve Bulu’nun ardından rektörlüğe atanan Naci İnci’yi protesto ettiler.

Direnişin 69’uncu haftasında yayımlanan bilgi notunda şu ifadelere yer verildi:

“Bugün 29 Nisan 2022, Cuma. Boğaziçi Üniversitesi’nde direnişin 1. yılı doldu ve 69. haftası sona eriyor. Bugün direnişin 481. günü.

Naci İnci’nin ilgili kurullarının hiçbiri muhatap alınmadan, kurum iradesi hiçe sayılarak şeffaf olmayan bir şekilde Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanmasının iki yüz kırk altıncı, 30 Temmuz günü gerçekleştirdiğimiz destek oylamasında akademisyenlerin yüzde 95 oranında rektör adaylığına karşı olduğu açıklanan İnci’nin Matematik Bölümü tam zamanlı öğretim üyesi Mohan Ravichandran’ı hiçbir gerekçe göstermeden dönem ortasında görevden almasının ise yüz altmış beşinci günü !!!

Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri haftanın her iş günü olduğu gibi bugün de 12:15’’te #KabulEtmiyoruzVazgeçmiyoruz diyerek arkalarını 330. kez rektörlük binasına döndüler.

Akademisyenler nöbet boyunca ellerinde “Kabul Etmiyoruz” “Vazgeçmiyoruz” ve “Özerk, Özgür, Demokratik Üniversite” yazan dövizler taşıdılar.

Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri 330. nöbetlerinin ardından haftanın her son iş gününde olduğu gibi haftalık açıklamalarını okudular.

Açıklama metni:

Bugün 29 Nisan Cuma. Nöbetimizin 330., direnişimizin 481. günündeyiz. Sizlere basının hâlen alınmadığı, çevresinde polisin ağır silahlarla devriye gezdiği, her köşesinin kameralarla, özel güvenlik güçleri ve sivil polislerce denetlenmeye çalışıldığı, girişlerine yüksek demir parmaklıkların yerleştirildiği kampüsümüzden sesleniyoruz.

Türkiye zor bir dönemden geçiyor. Hukukun üstünlüğü ilkesini hiçe sayan dava süreçlerine ve bu davalar sonucu verilen cezaların misliyle arttığına şahit oluyoruz. Demokratik hak mücadelesi veren tüm dostlarımızın yanındayız. Özgür, özerk ve katılımcı ilkelere dayalı bir üniversite için bir yılı aşkın bir süredir kesintisiz olarak sürdürdüğümüz Boğaziçi mücadelesinin düşünsel temelini çoğulcu, kapsayıcı ve demokratik bir Türkiye’ye duyduğumuz bağlılık oluşturuyor. Bu temelde bizlerle dayanışan ve taleplerimizi sahiplenen tüm ulusal ve uluslararası girişimlere teşekkürü borç biliriz. Dayanışmayla güçleniyor, çoğalıyoruz.

Türkiye dışında yaşayan Boğaziçi Üniversitesi mezunlarının girişimi olarak kurulan BOYUT’un (Boğaziçi Üniversitesi Yurt Dışı Topluluğu) Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri ile koordinasyon içinde organize ettiği imza kampanyasına tüm dünyadan akademisyenler ve kurumlar destek veriyor. Şu ana kadar, 1169 akademisyen ve 40 kurum, imza attıkları bildiriyle, Boğaziçi Üniversitesi’ne yönelik şiddetlenen saldırıları kınadı; kurumsal özerklik, akademik özgürlük ve demokratik yönetişim ilkeleri uğruna ilham verici bir mücadele yürüten öğrenci, akademisyen ve mezunlarla dayanışma içerisinde olduklarını beyan etti. Rektörlük, Dekanlık ve Enstitü Başkanlığı dâhil olmak üzere, üniversitedeki önemli idari pozisyonları doldurmak için yeniden seçim prosedürlerinin başlatılmasını, demokratik yönetişim ilkelerine dönülmesini, idari personel, öğrenciler ve akademisyenler üzerindeki baskı, taciz ve kısıtlamalara son verilmesini talep etti.

Bu hafta Güney Meydandaki açık derslerimize iki yeni dersle devam ettik. Nükhet Sirman, “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği-101” başlıklı dersinde, doğru bir kavramsal temele dayanmayan Toplumsal Cinsiyet Eşitliği politikalarının bir yönetim teknolojisi olarak iktidarların elinde araçsallaştırılabileceğinden söz etti. Bu yönetim teknolojisinin Toplumsal Cinsiyeti endekslere indirgeyerek, eylem planları ve eğitim tekniklerine dönüştürmesinin sakıncalarını anlattı. İzzettin Önder ise, “1 Mayıs’ın Tarihsel Önemi” başlıklı açık dersinde günümüz koşullarında emek mücadelesinin dönüşümünü inceledi. Kapitalizmin döngü ve krizlerinde emeğin aldığı farklı biçimlerin sınıf mücadelesine yansımalarını irdeledi.

Gayrimeşru yönetimin, direnişin ilk gününden beri öğrencilere karşı takındığı hasmane tutum ve baskıcı uygulamalara her geçen gün yenileri ekleniyor. Kampüsü mesken edinmiş sivil polisler öğrencilerin ortak yaşam alanlarını tekinsizleştiriyor. Özel Güvenlik Birimleri kampus içinde kimlik sorma, çanta arama gibi keyfi ve hukuk dışı güvenlikçi uygulamalarla öğrencileri tedirgin ve huzursuz ediyor. Bu hafta Özel Güvenlik Birimleri 1 Mayıs masası açmak isteyen öğrencilere çevik kuvvetten aldıkları destekle sert bir müdahalede bulundu. Üç öğrencimiz göz altına alındı. Dahası, yönetimin öğrencileri bireysel olarak hedef aldığını gözlemliyoruz. Yine bu hafta, hakkında verilmiş uzaklaştırma kararı mahkeme tarafından bozulmuş olan bir öğrencimizin okula giremediğini, çünkü bizzat Naci İnci’nin mahkemeye ilk kararın bozulması için itiraz ettiğini ve mahkemenin de bu itirazı kabul ettiğini öğrendik. Öğrencilerimizin kişisel takibe alınmalarını ve eğitim haklarının engellenmesini kınıyoruz.

Her hafta olduğu gibi süregiden hukuksuzluklara dair yaptığımız çağrımızı yineliyoruz:

Üniversitedeki gayrimeşru uygulamalar bir an önce sona ermelidir. Üniversitemizdeki tüm fakülte dekanları, enstitü müdürleri ve yüksek okul müdürü seçimle göreve gelmeli ve seçilmiş kurullarla denetlenebilmelidir. Şeffaf ve demokratik yollardan belirlediğimiz ve haksızca işlerine son verilen dekanlarımız bir an önce görevlerine iade edilmelidir. Atama ve yükseltme kriterleri hiçe sayılarak, bölüm ve fakültelerin onayı alınmadan, tepeden inme kararlarla yapılan tüm atamalar gayrimeşrudur, geri alınmalıdır. İşlevsizleştirilen Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi ve Cinsel Tacizi Önleme Koordinatörlüğü işinin ehli çalışanlarıyla birlikte bir an önce tekrar faal hâle getirilmelidir. Naci İnci ve yönetimi ile bugüne kadar hukuksuzca kadrolaşmış tüm isimlerin istifasını talep ediyoruz. Fakülte ve bölüm kararları yok sayılarak işine son verilen ve dersleri iptal edilen meslektaşlarımızın haksızca uzaklaştırıldıkları işlerine iade edilmelerini, ayrıca öğrencilerimiz, akademik ve idari personelimiz hakkında mesnetsiz gerekçelerle açılmış tüm disiplin soruşturmalarının geri alınmasını bir kez daha talep ediyoruz. Üniversitemizi yılmadan ve kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz.

Türkiye’de özgür, özerk ve katılımcı ilkelere dayalı bir üniversite ideali gerçekleşene kadar,

Kabul Etmiyoruz, Vazgeçmiyoruz!” (HABER MERKEZİ)